
Bir Tarih Öğretmeni Olarak nüfusuna kayıtlı olduğu ilçenin tarihini sitede yayınlamamak olmazdı. araştırmacı Tahsin ÇAYIROĞLU"nun Akkuş hakkında yazısını görünce yayınlamak istedim. İyi okumalar. Mustafa TETİK
 ORDU AKKUŞ VE SALMAN'IN TARİHİ
Bu çalışmam aslında Salman ve Çayıruşağı makelesinin birinci kısmını içermektedir. Akkuş ya da Salman olsun tarihçesi hakkında özellikle de Osmanlı dönemine ait tarihlerle alakalı bilgiler oldukça sığdır. Ben de bu konu ile on yılı aşkın zamandır alâkadarım ve bu çerçevede edindiğim bilgileri kayıt altına alaraktan en azından küçük de olsa bu konuya katkı sağlayacağını ümit ederek siz değerli okuyucularımla paylaşmaktan onur duyacağım.
Doğu Karadeniz’de Cumhuriyet öncesinde Türklerin yanında Müslüman Gürcüler, Lazlar ile Rumlar ve Ermeniler yaşamakta idi. Cumhuriyet’ten sonra Rumlar ve Ermeniler bölgeyi terk ettiler. Ordu’daki Türk nüfusunun büyük çoğunluğu Sivas ve Tokat üzerinden gelen Çepnilerdir.
1872 yılına ait Trabzon Vilayeti kazalarından bazılarının (Doğu Karadeniz’in) nüfus yapısı:
1872 yılında Trabzon Vilayetine bağlı kazalarının hane bazında resmi etnik yapısı:
Samsun 115 kura, 8 mahallat, 3372 Müslüman hane, 4802 Rum hane, 97 Ermeni haneden; Ünye 81 kura, 5 mahallat, 3367 Müslüman hane, 250 Çerakis, 589 Rum hane, 312 Ermeni haneden; Niksar 56 kura, 22 mahallat, 2085 Müslüman hane, 150 Çerakis hane, 159 Rum hane, 182 Ermeni hane; Çarşamba 115 kura, 8 mahallat, 5775 Müslüman hane, 314 Çerakis hane, 451 Rum hane, 1077 Ermeni hane, 15 Katolik haneden mürekeptir.
Â
Â
‘’Gümüş kemer ince belinde,
Eğlenme yâr pazar yerinde.
Oyalı da mendil elimde,
Kavlimiz var alma dibinde.
Â
Salman’ın yolları yokuştur,
Güzelin nazarı pek hoştur.
Emine'min sarı saçları,
Şu Ordu’nun içinde yoktur.
Â
Gürgenin dalı pek m'olur,
Yârin sevdiceği tek m'olur.
Uludüz'den aşboğaz gelir,
Acep el kızı dönek m'olur.
Â
Salmanbaşı sistir seçilmez,
Gelin yüzü tüldür görülmez.
Çayıroğlu'na el değmesin,
Aşk yaresi hardır geçilmez.
Â
Genel Olarak Ordu
                                                                   Â
         Ordu’ya bağlı Salman ve dolaylarının özellikle de aşağı tarafların tarihini bir hayli geriye götürmek mümkündür. Buna kanıt olarak ise yörede bulunan Rum mezar kalıntıları gösterilebilir. Ancak bu yapıların neredeyse hepsi gömü arayanlar tarafından tahribata uğramıştır. Ayrıca define haritaları da buna kanıt teşkil etmektedir. Bununla beraber yöreden son Rum göçü -özellikle sahil kesiminden- 1924 yılında Yunanistan ile yapılan Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile olmuştur. Birçok Rum yanlarında götüremeyeceği değerli ziynet eşyalarını belirli yerlere gömmüşlerdir. Diğer yandan dayanıklı malzemeden bir kanıt aramak nafiledir çünkü ahşap malzemenin bolluğu diğer maddelerin kullanımını gerektirmemiştir. Ancak arkeolojik kazılarla çok fazla olmasa da bazı kalıntıların izine rastlanacağı sanılmaktadır. Buna mukabil yüksek kesimlerde oturan ecnebi unsurların yöreden ne zaman ayrıldıkları meçhuldür. Çünkü bu yakın bir zamanda olmadığı kesindir.
Ordu İli Akkuş İlçesine bağlı Salman Kasabasına geçmeden evvel biraz Ordu'yu tanımakta fayda olacaktır. İl topraklarını Canik ve Karadeniz dağlarından akan akarsular sulamaktadır. Turna Suyu, Melet Irmağı, Akçaova Deresi, Bolaman Irmağı, Ceviz Deresi, Curi Deresi ve Karakuş Deresi gibi.. Karagöl Dağı'nda küçük buzul gölleri, Fatsa'da Gaga Gölü ve Ulubey'de Ulugöl başlıca göllerdir. 2008 yılı TUİK sonuçlarına göre il nüfusu 719,278'dir.
İlin jeolojik yapısını, II. zamanda oluşan lavlarla, kuzey batı ve güney doğu yönlerinde uzanan volkanik kütleler meydana getirmiştir. İl toprakları II. ve III. zamanda oluşmuştur. Aybastı ve Gölköy yöresinde kömür yatakları vardır. Gölköy'deki tektonik çöküntüyle sahil IV. zamanda alüvyonlu toprakla örtülerek düzlük alanları oluşturmuştur.
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık ve küçük sanayiye dayanır. Fındık üretiminde birinci sırada gelen Ordu bal üretiminde de önemli bir ağırlığa sahiptir.
           Ordu’nun dereleri
‘’ Ordunun dereleri aksa yukarı aksa,              Â
Vermem seni ellere Ordu üstüme kalsa.
                                       Sürmelim Amman
Oy Mehmedim Mehmedim sana küstüm demedim,
Beni sana geçmişler vallahi ben demedim.
                                         Sürmelim amman.
Ordunun dereleri kara yosun bağlıyor,
Kalk gidelim sevdiğim annem evde ağlıyor.
                                          Sürmelim Amman
(Nakarat)
Oy bağlamam bağlamam zerdali dalı mısın
Garip garip çağlarsın benden de dertli misin
                                           Sürmelim amman. ‘’
(Nakarat)
Â
Türklerden Önce Ordu:
Â
M.Ö. 2000 yıllarından sonra Anadolu’ya hakim olan Hititler M.Ö. 1269’da Mısırlılarla tarihin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş Antlaşmasını imzaladı. Hititlerin yıkılmasından sonra bölge Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler ve İskitler’in istilasına uğramıştır. Kimmer ve İskitlerin önünden kaçan Kalipler ve Trebonlar Ordu yöresine yerleşmeye başladılar (Ordu Korgan ve Akkuş çevresi).
M.Ö. 7. yüzyılda da Egeli bir topluluk olan Miletlilerin bu bölgede koloni kurmaya başlamıştır. Miletliler ilk kolonilerini Sinop’ta kurarak doğuya doğru Amisos (Samsun), Ünye, Fatsa, Katyora (Ordu) ve Kerasus’a (Giresun) doğru ilerlediler. Bu dönemde Anadolu’ya Med-Pers İmparatorluğu hakimdi ancak, kıyıya Miletliler hakim olmuştur.
Persler, M.Ö. 585’te Lidya Devleti’ni yenerek Anadolu’ya tam hakim oldu. Anadolu’da Kapatokya adıyla bir eyalet kurdular. Karadeniz’de ise Pont Kapadokya’sını (deniz kenarı ülkesi) kurmuşlardır. Pontos’un merkezi Amasya idi. Pontus, misafir kabul eden deniz anlamındadır (pont oksinus). O zamanlar Yunan tarihçi Ksenophon, Onbinlerin Dönüşü kitabında (M.Ö. 431) adlı eserinde bölge halklarını M.Ö. 400’de Kolhlar, Driller, Mossinoikler, Kaliplar ve Tibarenler olarak sıralamıştır.
Makedonya kralı Büyük İskender, M.Ö. 331’de Pers İmparatorluğu’nu yenerek Anadolu’daki 200 yıllık Pers hakimiyetine son vermiştir. Makedonya İmparatorluğu İskender’in ölümünden sonra parçalandı. Amisos başkent olmak üzere Orta ve Doğu Karadeniz’de Pontus Devleti kuruldu (M.Ö. 280-M.S. 63)
Salman-Seferli-Alan ve Erbaa arasında bulunan Kevgir Kalesi ise Pontus Krallığı’nca savunma amaçlı yapılmıştır. Bu kale daha sonraki yüzyıllarda da kullanılacaktır.
M.S. 63 yılında Roma İmparatorluğu tarafından yıkılarak eyalet haline getirilen Pontus’un ilk valisi olan ve Bolaman Irmağına adını veren Polemonyum’dan sonra eyalet Pont Polemonyun olarak anılmaya başlanacaktır.
395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması ile Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nda kalmıştır. Zamanla güçlenen Venedik ve Ceneviz devletleri Akdeniz’de olduğu gibi Karadeniz’de de aktif rol üstlenip kıyılarda koloniler kurmaya başlamışlardır.
Krallarının Pers kökenli olduğu Pontus Krallığı’nın merkezi Trabzon, Roma ve Doğu Roma İmparatorluğu döneminde askeri üs olarak kullanılmıştır.
Doğu Karadeniz’de Türklerin görülmesi İskitlere kadar gider. Bölgede yaşayan Laz ve Canların bu kökten geldiği savunulur. 395 yılında Hunlar ve Akhunlar Erzurum üzerinden bölgeye giriş yapmışlardır. 558 ve 575 yılları arasında Hazar Devleti’nin kurucuları Sabarlar da Anadolu’ya girmişlerdir. Bunun dışında Bulgar, Avar, Uz, Peçenek, Kuman ve Kıpçak Türkleri de bölgeye gelmiştir. Bu dönemde ayrıca yukarıdaki boydan olan Türk toplulukları Karadeniz ve Anadolu’nun değişik yerlerine Doğu Roma İmparatorluğu tarafından yerleştirilecektir.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesi’nde en önemli rolü oynayanlar Oğuzlarla birlikte Kuman ve Kıpçak Türkleridir. Bölge insanının ağız ve fiziki özellikleri Kıpçakların özelliklerini taşımaktadır. Buradaki Kuman-Kıpçak Türkleri Müslüman Çepnilerle kaynaşarak Müslümanlaşmışlardır.
